24 Ekim 2017, Salı
   
Yazı Boyutu

Evlenme Adetleri

 Düğün  Düğün Yemeği  Düğün Halayı

1- Evlenme Yaşı
Köyümüzde evlenme yaşı genellikle 18 - 25 arasında değişmektedir. Eskiden köyümüzde evlenme yaşı daha düşükmüş. Erken yaşta evlendirmede, evlenen çiftlerin mutluluğundan çok aileye işgücü katkısı düşünülürmüş. 

Erkek evlenme isteğini anne babasına açıkça söyleyemez. Evlenme çağına gelen erkeğin davranışlarında değişiklikler görülür. Anne baba çocuğun davranışlarındaki değişikliğin sebebini açıktan soramaz. Aslında bu değişikliğin nedenini bilirler ama yine de nedenini sorarlar soruştururlar. Erkek evlenme isteğini ablasına, annesine, yengesine, teyze veya halasına söyler ve onun babasına söylemesini bekler. Eskiden pilav pişirtip içine kaşık saplar, babasının ayakkabısını kapı eşiğine çiviler, ev içinde asabi ve geçimsiz bir tavır sergilerse baba artık bu çocuğu evermeli diye düşünürmüş. Kızlar ise evlenme isteğini evde bulunan bayanlardan birine söylemek sureti ile belli etmektedir.

Kız aramaya genellikle yakın akraba kadınları ve anne katılmaktadır. Kız aramada düğünlerde toplantılarda görülen kızların tavsiye edilmesi, komşuların tavsiyesi etkili olmaktadır. Oğullarını evlendirmek isteyen aileler, yakın çevrelerinden başlayarak kız aramaya çıkarlar. Bu konuda kendilerine komşuları ve tanıdıkları da yardımcı olurlar. Evlenecek delikanlıya kız aramak, kız bakmak için baş vurulan bu adete “görücülük”, “görücüye çıkma” gibi adlar verilir.

Erkeğin aile üyeleri akraba ve komşularından seçilen birkaç kadının, beğenilen kızın evine ziyarete gitmeleri, kızı görmeleri, onu incelemeleri ve niyetlerini açığa vurmaları, görücülüğün kız bakma aşamasını oluşturur. Bu tür evlenmede eşlerden çok, onların yakınlarının beğenisi, isteği ve girişimi söz konusudur. Kuşkusuz erkek de bu tercihi genellikle onaylar.

Köyümüzde denişik (değişme) şeklinde evlenme yok denecek kadar azdır. Yöremizde kız kaçırma şeklinde evlenmeye pek rastlanmamakta ve bu durum hoş karşılanmamaktadır. Köyümüzde iç güveyi şeklinde evlenme de çok azdır. Eğer bir erkeğin çocuğu varsa ve eşi ölmüşse yetişkin baldızıyla çocuklar "Elin eline kalmasın" diye eskiden evlenebilirmiş. Fakat bu çeşit evlilikler tercih edilmez. Akraba evliliği de günümüzde tercih edilmemektedir.

Köyümüzde alınacak gelin aklı başında olmalı, eli ayağı düzgün olmalı, hürmetli olmalı, iyi bir aileden gelmeli, büyüğünü küçüğünü bilmeli, hamarat olmalıdır. Damatta ise içki ve kumar olmayacak, iyi bir aileden gelecek, işi olacak, evine sahip olacak gibi özellikler aranmaktadır. Aile büyükleri çocuklara eş seçiminde esas söz sahipleridir. Ancak günümüzde oğlanla kız anlaşmadan evlilik olmamaktadır.

2- Kız İsteme (Dünür gitme)
Görülen kız beğenilirse oğlana düğünde veya sokakta gösterilir. Oğlan kızı isterse kız görmeye gidilir. Kız görmeye gidilirken oğlan anası iki rekat namaz kılar ki işimiz hayra dönsün diye.

Eğer kız istenecek ise önce bir aracı ile kız evinin ağzı aranır, olumlu ise kız istenmeye gidilir. Kız istemeye oğlanın orta yaşlı kadın akrabaları gider. Zaman zaman annenin gittiği de olmaktadır. Yöremizde ilk istenişte kız verilmemektedir.

Kız istemede '' Allahın emri peygamberin kavli ile kızınıza dünürüz'' denir. Kız tarafı eğer razıysa "Allah yazdıysa olur." der. Eğer cevap olumsuz ise ilk gidişte "Allah nasibinizi başka kapıdan versin." denir.

Kız tarafı sorup danışacak yerleri olduğu için kendilerine zaman tanınmasını ister. Eğer ılımlı ise birkaç sefer gidiş geliş olmaktadır. "Kız evi naz evi" denmektedir. Bunun nedeni oğlan tarafını sorup araştırma ve akrabalarla ortak bir karara varma isteğidir. Oğlan tarafının durumu, damat adayının arkadaşları, babası, annesi, soyu, sülalesi araştırılır. Eğer sonuç olumlu ise tekrar ziyarete bekledikleri iletilir.

3- Söz Kesme
Kız verildikten sonra sıra söz kesmeye gelir. Söz kesmeye imam ve ailenin büyük erkekleri gider. Söz kesmeye gidenlere kahve ikram edilir. Söz kesmede şerbetin ne zaman içileceği konuşulur. Söz kesmede nişan yüzüğü takılabilir, fakat hiçbir şeyin takılmadığı da olmaktadır.

Söz kesmede karşılıklı istekler ailelerin imkanları ölçüsünde dile getirilir. Bu arada kız tarafının düğün için istekleri sorulur. Kız tarafının ne kadar başlık parası istediğini söylermiş. Başlık parası işi günümüzde tamamen kalkmıştır. Kıza ne kadar altın, bilezik, beşibirlik, yüzük alınacağı kararlaştırılır. Kıza dikiş makinası vb. hangi eşyaların alınacağı, kaç kat yün yatak yapılacağı gibi her konu ayrıntısıyla konuşulur, bir kağıda yazılırmış. Oğlan tarafı listede yazılanları fazla bulursa itiraz eder, büyüklerin araya girmesiyle orta yol bulunarak listeye son hali verilirmiş. Bu listede yazılanlar düğün gününe kadar hazırlanırmış.

4- Şerbet İçme
Şerbet içme günü söz kesildiği gün kararlaştırılmaktadır. Şerbet içme genelde cuma akşamı yapılmaktadır. Şerbet içmede kullanılacak şerbet boyası, kahve, şeker birkaç gün evvel kız evine gönderilir. Şerbet içme sadece erkeklerin katıldığı bir kutlamadır. Şerbet içmede hoca dua okur ve şerbet içme biter.

5- Nişan
Şerbet içildikten sonra sırada nişan vardır. Nişana karar verildikten sonra okuyucularla nişana çağrı yapılmaktadır. Okuyucu falan kişinin selamı var şu gün falan saatte kız evinde veya salondaysa salonda nişan var diye davet eder. Köyümüzde düğün sahibinin yakınlarının çocukları gönderilerek veya hoparlörle de davet yapılmaktadır. Davetiyeye "okuntu" da denmektedir.

Belirli bir nişan günü yoktur. Nişana gelen davetliler eğer erkek tarafından ise altın veya para takar eğer kız tarafından ise kızın eksikleri varsa onları getirmek sureti ile düğün yapanlara yardım etmiş olunmaktadır. Nişan yapılırken nişanlık olarak kıza nişan elbisesi, iç çamaşırı, makyaj malzemesi, kolonya, ayakkabı, terlik, hırka, tülbent, eşarp, entari, ve takılar alınır. Bu alınan malzemeler bir bohça içerisinde kız evine birkaç gün evvelden gönderilmektedir.

Nişan merasimi evde veya salonda yapılır. Nişan evde yapılırsa nişanda kadınlar, teyp çalarak oyunlar oynayarak eğlenmektedir. Davetlilerin sayısı artınca takı merasimine geçilir. Takı merasiminde bir kadın kimin ne taktığını yüksek sesle gelenlere duyurur. Takı ve hediyenin ağırlığı davetlinin yakınlık derecesi ve maddi durumuna göre değişmektedir. Nişanda gelin kayınvalidesinden izin alarak oynar ve uzun uzadıya oynamaz kısa bir süre oynar ve oturur. Kız sağdıçla birlikte takı müddetince bekler ve takı bittikten sonra kaynanasından başlayarak tüm davetlilerin elini öper. Nişan eğlenceleri kadınlar arasında geçmekteyken son yıllarda damatta bu törene katılmaktadır. Nişana gelen davetlilerin dağılmasıyla sona ermektedir.

Nişanlı gençler birbirlerini tanımak amaçlı görüşebilmekte ve bu genelde kız evinde gerçekleşmektedir. Bu ziyaretlere oğlan anne ve babasıyla katılmaktadır. Mehir veya ağırlık konusu nişanla söz arası birgün konuşulmaktadır. Başlık parası ödeme adeti yoktur. Ağırlık ise damat tarafının yeni ev için aldıklarına denmektedir. Ağırlık genellikle düğünden önce kız evine götürülmektedir.

Düğün için konuşulan takılar nişanda takılacağı gibi genelde düğün içinde de takılmaktadır.

Nişanla düğün arası bir zamanda resmi nikah (izinname) yapılmaktadır. Dini nikahta ise imam, gelin vekili, damat ve aile büyükleri bulunmaktadır. Mehir altın veya para olarak verilmekte ve kız gelin giderken kızın çehiz sandığı veya çantasına konulmaktadır.

Köyümüzde hayırlı işin fazla uzatılması hoş karşılanmamaktadır. Maddi durum elveriyorsa en kısa sürede düğün yapılmasında fayda vardır denmektedir. Genellikle iki bayram arasında - ramazan ve kurban bayramları- düğün yapılmamaktadır. Eğer nişan ve düğün arasına bayram girerse kız evine bayramlık hediyeler götürülür. Ramazan Bayramında, gelin kız için bayramlık elbise, şeker, kolonya alınarak gelin evine götürülür. Kurban Bayramında ise ayrıca kurbanlık koç alınarak kız evine gönderilir.

Nişanlılık yarı evlik sayıldığından bozulması da toplum tarafından hoş karşılanmamaktadır. Eğer nişanı kız tarafı bozuyorsa buna "beh atma" denir, tüm hediye ve takıları oğlan evine gönderir. Eğer oğlan tarafı bozuyorsa kız istese hiçbir şey vermeye bilir.

6- Düğün
    a) Düğün Hazırlıkları
Evlilikte toplumsal yapının temel taşı olan aile kurulacağından yeni ev için iki tarafa da temel yükümlülükler düşmektedir. Yeni ev için erkek tarafı salon takımı, yatak, ayna, halı, koltuk takımı alır. Kız tarafı ise mutfak ve yatak odasını yapar. Çeyiz olarak da yatak takımları, karyola örtüleri, iç çamaşır, perde , bakır eşya alır. Kız çocuğu doğduğu günden beri çeyizi hazırlanmaktadır. Bu nedenle "Kız beşikte, çeyiz sandıkta" denmektedir.

Erkek tarafı ev eşyalarını hazırlayınca ve kendini düğüne hazır hissedince kız tarafına gelerek düğün tarihini belirleme isteğini belirtir. Kız tarafının da hazırlıkları konuşularak ortak bir tarihte anlaşma sağlanır. Düğün günü karara bağlandıktan sonra "eğsük görme" günü konuşulur. Eğsük görmeye kızın genç akrabaları annesi ve oğlan tarafından ise oğlanın ağbisi amcası katılmaktadır. Burada gelinlik kıza yazlık ve kışlık olmak üzere iki kat elbise, iç çamaşırı, manto, havlu, hamam takımı, kızın ailesine ufak hediyeler alınır. Eğsük görmede alınanların masrafını erkek tarafı karşılamaktadır. Kız tarafı ise damat için damat elbisesi iç giysiler gömlek ayakkabı gibi töreler alır.

   b) Danışık Yemeği
Düğün tarihi belli olduktan sonra aile büyükleri ve yakın komşuların katıldığı "danışık toplantısı" yapılmaktadır. Bu toplantıda konuk evleri, oduna gidecekler, yiğit başının kim olacağı, düğün kahyası gibi düğünün tüm olayları konuşulmakta ve gerekenlere görevleri bildirilmektedir. Danışık gecesinde köy halkına yemek verilmektedir.
Düğün başlamadan birkaç gün evvel çeyiz asılmaktadır. Çeyiz görmeye gelenler kızın işine yarayacağını düşündükleri hediyelerle gelmektedirler. Kız ve onun yakın arkadaşları arasında ve çeyizin asılı bulunduğu odada eğlence tertiplemektedirler. Kız çeyizini görmeye erkek tarafı da gelmektedir. Çeyiz görmeye gelenlerin yaptığı gibi erkek tarafı da yanlarında hediyeleri ile çeyiz görmeye gelirler. Bu işler sonlanınca çeyiz toplanarak sandıklara doldurulur.

   c) Komşu düğünü
Köyümüzde düğünler genellikle perşembe günü öğleden sonra başlayıp pazar akşamı bitmektedir. Düğün evine bayrak asılarak düğün evi belirlenir. Düğün müddetince bu bayrak düğün evinde asılı kalmaktadır.

Düğünlerde bir düğün kahyası olmaktadır. Kahya orada oynayan halay çeken gençlere sigara tutulması, çay ikram edilmesi, eğer açsalar sofra hazırlanması, mehterlerin ağırlanması gibi görevleri vardır.

Yöremizde düğünlerde sağdıç olmaktadır. Sağdıç düğünde damata gözkulak olmak, ona yol göstermek gibi eğitici bir fonksiyon üstlenmektedir.

Düğün Cuma günü normal seyrinde sürmekte ve oyunlar oynanarak devam etmektedir. Akşama kadar davul çalmakta ve oyunla geçmektedir.

Düğüne köyden komşular saçu adı altında hediyeler verirlerdi. Düğüne saçu verme işine "sini çıkarma" da denirdi. Saçu vermek isteyen komşu kahyaya haber yollardı. Düğün kahyası mehterle beraber saçu verilecek eve giderdi. Saçu olarak genellikle mutfak araç gereci, kumaş vb. alınırdı. Saçu ile birlikte düğün çöreği de (büyük ekmek) hediye olarak yollanırdı. Çocuklar evden hediyeyi ve düğün çöreğini alır bir sini veye çıkı içinde başının üzerine kor ve davul zurna eşliğinde düğün evine getirerek verirlerdi. Düğün saçusu götüren çocuklara saçu gönderen bahşiş olarak para verirdi.
 
Akşam düğün evinde veya evin önünde halay çekilmekte, oyunlar oynanmakta ve seyirlik orta oyunları oynanmaktadır. 

   d) Düğünlerde Oynanan Oyunlar
Köyümüzde genellikle düğünlerde davul zurnadan oluşan mehterler çalmaktadır. Bazı düğünlerde mehterin yanında cümbüş, klarnet, keman, darbukadan oluşan ince çalgı denilen çalgıcılarda çalmaktaydı.

Cuma günü akşamı köyün gençleri eğlenmekte davul zurna eşliğinde halaylar çekmektedirler. Bu halaylardan bazıları düz horan, güloğlan, eminem, üç ayak vb. dir. Davul zurna eşliğinde oynannan bu oyunlar sırasında mehter arada molalar verir. Bu molalar sırasında oyun devam eder. Oyuncular horonun sözlerinde bölümler söylerler.

Yayladanmı geliyon,
Sırtındaki yayık ne?
Ben sana çizme aldım,
Ayağındaki çarık ne?
Hey hurnaya hurnaya
Vursana mehter zurnaya...
..........................
Bahçe pezik değilmi Güloğlan,
Ciğer ezik değilmi Güloğlan,
Ben sevdim eller aldı Güloğlan,
Bana yazık değilmi Güloğlan,
...........................

Düğünlerde oynayanlara para takılırdı. Bu paralar mehtere bahşiş olarak verilirdi. Bahşişi alan davulcu davula daha iştahla vururdu. Mehter çalarken arada davulu ortaya koyarak, davul "öldü der", oynayanlardan ve izleyenlerden bahşiş toplardı.

Düğünlerde çalgıcılar madımak, emmoğlu, Menşur, Konyalı, çiftetelli, şenola düğün, Mevlana, fadik gibi oyun havalarını çalarlar ve pıtık çalarak da oynanırdı.

Arada mehter veya ince çalgıcıların Nezük, Fadik gibi dinlemelik türküler veya uzun havalar çaldığı da olurdu.

   e) Düğünlerde Oynanan Seyirlik Oyunlar:
Yöremizde düğün akşamı güç gösterisine veya çevredekileri güldürmeye yönelik seyirlik orta oyunları da oynanırdı. Bu oyunları genellikle mehter adı verilen çalgıcılar organize ederdi. Yöremizde deve oyunu, sınırtaşı oyunu, köroğlan oyunu, değirmen oyunu, demirci - körük oyunu, kız kaçırma oyunu, berber oyunu, saklananı bulma oyunu gibi birçok orta oyunları oynanmaktadır. Bu oyunlarda

Kız Kaçırma Oyunu: Seyirlik olarak erkeklerin kadın kılığına girerek oynadıkları da olurdu. Mehter oyun havası çalarken kadın kılığındaki bu erkekler oynardı. Oynayan kadın kılığındaki erkeklerin başında elinde uzunca bir odun bulunan bir erkek bulunurdu. Buna sakal takıldığı da olurdu. Ortaya yaklaşan ve kızları kaçırmak isteyenlere bu odunla vurarak onları uzaklaştırırdı.

Deve Oyunu: Bu oyun dört kişiyle oynanır. Bir kişi eline uzunca bir odun alarak devenin sahibi kılığına girer. Üç kişi merdivenin altına dizilirler. En öndeki oyuncu devenin başı kılığına sokulur, diğerleride üzerlerine çul örtülerek devenin diğer kısmını oluşturur. En öndeki oyuncuya bir çan veya kelek takıldığı da olur. Devenin sahibi en önde ortaya çıkardı. Deve sahibini takip ederdi. Devenin sahibi odunla deveye yaklaşmak isteyenlere vururdu.

Körük Oyunu: Oyun üç kişiyle oynanır. Oyunun nasıl oynandığını bilmeyen birisi körük kılığına sokulur. Körük rolündeki oyuncu bacaklarını öne doğru uzatarak yere oturtulur. Ayaklar bağlanır kolları yana doğru paralel olarak açılır, ve bilekler sopaya bağlanır. Kolun bir uçundan bir sopa diğer koldan çıkıncaya kadar uzatılır. Oyuncu hiç bir şekilde hareket edemez. Oyunculardan bir başkası kalaycıdır. Birisi de körüğü çekendir. Körükçü körüğün arka tarafına geçerek körük rolündeki oyuncunun kollarından sağa sola kürek çeker gibi hareket ettirir. Temsili olarak kalaycı da kaplarını kalaylamaya başlar. Bu hareketler bir süre devam eder. Kalaycı kapların bittiğini körüğün sökülmesi gerektiğini söyler. Bu arada körük çeken oyuncunun yanında bir kap içerisinde körük rolündeki oyuncunun görmediği sulandırılmış baca kurumu vardır. Körükçü "Gür" diye bir ses çıkarır. Kalaycı da "Sür" der. Körükçü kalaycının bu sözü üzerine elindeki paçavrayı sulandırılmış kuruma daldırarak körük rolündeki oyuncunun yüzüne sürer. Oyun seyircilerin kahkahaları içinde sona erer.

Sınırtaşı Oyunu: Oyun en az üç kişiyle oynanır. Oyunculardan birisinin elleri bağlanır. Bacakları kollarının arasından çıkarılarak iyice sarılır. Oyun alanının ortasına bırakılır. Diğer iki oyuncu tarla olarak  kabul ettikleri oyun alanına gelirler. Sınır kavgası yapmaya başlarlar. Oyunculardan birisi öbürüne, "Sen benim sınırımı nasıl geçersin?" diye sinirlenerek sınır taşı rolündeki elleri bağlı oyuncuyu hışımla yerden kaldırır, öbür tarlaya hızlı bir şekilde atar. Bu kezde diğer oyuncu "Benim sınırım burası değil, asıl sınırı geçen sensin" diyerek hışımla sınır taşı rolündeki elleri ve ayakları bağlı oyuncuyu yerden kaldırır, öbür tarafa atar. Kavga bu şekilde devam eder. Kavga eden oyuncular bu işi kasıtlı olarak sürdürürler.  Olan yerde yatan elleri kolları bağlı sınırtaşı rolündeki oyuncuya olur. Canı acıyıncaya kadar oyuna devam edilir. Her şeyi tadında bırakmak düşüncesinden hareketle yerde yatan oyuncunun tahammül gücünü aşmadan oyuna son verilir.

Yağ Basma Oyunu: Bu oyun üç kişiyle oynanır. Oyunculardan birisi el ve dizlerinin üstünde yere eğilir. Oyunculardan diğeri yere paralel olarak el ve dizlerinin üzerinde eğilen oyuncunun altına girer. Üçüncü oyuncu karşı tarafta dizlerinin üstünde durur. Oyun bu pozisyonda başlar. Tipik bir yağ basma olayı canlandırılır. Dizleri üstündeki oyuncu yere paralel olarak uzanan oyuncunun sırtından sarkarak karnının altında yatan oyuncuya kafasıyla sert bir şekilde vurur. Yer de yatan oyuncuda sırtına vurdurmamak için yere iyice yapışır.  Sonra sırasıyla yerdeki kalkar, diğeri yüzükoyun yatar. Bu kez de kafasıyla yerde yatana diğer oyuncu sert bir  şekilde vurmaya çalışır. Bu hareketler hızlı bir şekilde ve seri olarak bir müddet tekrarlanır.

Yüzük Saklama Oyunu: Beş altı kişiyle oynanan bir oyundur. Oyunculardan birisi elindeki bir yüzüğü diğer oyuncuların avuçları içine saklıyormuş gibi yapar. Aslında yüzüğü sadece birisinin eline vermiştir. Yüzük elinde olan kişi diğerlerine haber vermez.Yüzüğü saklayan kişi oyunculardan birisine "Yüzük kimde" diye elindeki sopayı vurarak sorar. Canı yanan kişi orada bulunanlardan birisinin ismini söyler. Eğer yüzük onda ise o ebe olur. Diğer oyuncu oraya geçer. Şayet bilemezse bilinceye kadar vurma ve sorma işi devam eder.

Saklananı Bulma Oyunu: Oyun üç kişi ile oynanır. Oyun yerinin bir oda olması gerekir.  Ayrıca bu odada baca bulunması lazımdır. Ortaya iki oyuncu gelir. Bunlar birbirleriyle iddiaya girerler. Oyunculardan birisi diğer oyuncuya "Nereye saklanırsan saklan, bu odanın içinde seni bulacağım"der. Öbürü de "Beni kesinlikle bulamayacaksın" diye karşılık verir.  Saklanan oyuncunun oda dışına çıkmaması şarttır. Arayacak oyuncu dışarı çıkartılır.  İçeride kalan oyuncu saklanması için en uygun yer olarak bacayı görür. Baca içine saklanır.  Dışarı çıkan oyuncu içerdeki oyuncudan habersiz bir başka oyuncuyu damın üstüne çıkartır. Eline su dolu bir kova verir.  Arayacak oyuncu saklananı bulmak için odaya girer.  Aramaya başlar. Mahsustan  birkaç yere bakar, bulamaz. Daha sonra damdaki oyuncu elindeki su dolu kovayı baca içerisine döker. Islanan kişi mecburen dışarı çıkar. Oyun sona erer.  Bacaya saklanan oyuncunun ikinci oyuncudan haberi olmaz.  Biraz da saf olması gerekir.

   d) Hamam
Cumartesi günü gelin hamamı ve damat hamamı yapılmaktadır. Gelin hamamına yakın tanıdıklar çağrılmaktadır.
Damat hamamı da aynı gün olmaktadır. Damat, köyde yunnak denilen yerlere götürülerek yıkanırdı. Daha sonraları bu yunnakta damadın yıkanma adeti kaldırılmış ve onun yerine yakın komşulara giderek damatlık elbiselerini giydirme adeti almıştır. Damat hamamda iken dışarıda kalabalık tarafından çeşitli oyunlar oynanmaktadır. Orada damat traş edilir. Damat hamamdan çıkarken dualarla bakır bir sini içerisinde ve tüm parçalar sağ taraftan başlanarak giydirilir. Damat hamama götürülürken ve getirilirken silah atılırdı. Bugün imam lojmanının yerinde olan göle dinamit atıldığı da olurdu. Damat evin önüne gelince tekrar dua töreni olmaktadır. Damat ve sağdıç el öperler. Damat ve sağdıç el öperken töre verilir. 

   d) Düğün Gecesi
Cumartesi günü akşamı; köy dışından gelen misafirler düğüne gelirler. Köyün girişine yaklaşan düğüncüler silah atarak düğüne geldiklerini bildirirlerdi. Kahya mehterle birlikte gelen düğüncüleri karşılamaya giderdi. Düğüncüler davul zurna eşliğinde düğüne gelirlerdi. Düğün evine gelince mehtere bahşiş verirlerdi. Düğün sahibi gelen misafirleri karşılardı. Köy dışından gelen misafirler, daha sonra danışık yemeğinde belirlenen konuk evlerine götürülür. Misafirlere burada düğün evinden gençler tarafından tabaklarla getirilen yemekler verilirdi. Daha sonra damat ve sadıç konuk evlerini gezerek misafirlere hoşgeldin derdi. Gelen davetlilere sini ile şeker, leblebi, sigara tutulurdu. Daha sonra misafirler eğer sini çıkarmadıysa (düğün için hediyelik eşya vb. almadıysa)  hoşgeldin tepsisine töre adında para bırakmaktadırlar. Düğün kahyası gidip misafirlerin bir ihtiyaçlarının olup olmadığını sormaktadır. Mehter ve kahya konuk evlerine giderek "nöbet çalma" adı altında misafirlerin eğlenmelerini ve oynamalarını sağlardı. 

Yöremizde düğünleri neşeli kılmak için düğün görevlilerine, düğün yakınlarına veya misafirlerden hatası bulunanlara cezalar verilmektedir. Yemekler soğuk geldi, vaktinde gelmedi, oda sorumlusu izin almadan çıktı v.b bahanelerle kişiler suçlanmaktadır. Bu haksızlığı affettirmek için çeşitli cezalar verilir. Tabii orda bir suç ve cezada varsa itirazlarda olacak. Hal böyle olurda olay mahkemelik olmaz mı? Hemen orada temsili bir mahkeme kurulur ve suçlu suçsuz ayırt olur. Ama bu mahkeme sahtedir fakat cezalar mutlak yerine getirilmelidir. Cezalar ise genelde düğünün mantığına uygun ziyafet verme cezalarıdır. Kişilerin ıslatma, merdivene sarılma gibi gülünç duruma düşürücü cezalara çarptırıldığı da olmaktadır.

   e) Kına Gecesi
Cumartesi günü kız evi için önemli bir gündür diyebiliriz. Kız düğünü de sayılacak kına gecesi bu gece yapılmaktadır. Kına gecesinde kullanılacak kına ve dağıtılacak çerezler oğlan evi tarafından kız evine gönderilmektedir. Kız evi kınayı getirene bahşiş vermektedir.

Akşam erkek evinde toplanan akrabaları davul zurna eşliğinde kız evine giderler. Yolda çeşitli oyunlar oynanmaktadır. Kız evinde ise kızın yakın akrabaları toplanmıştır. Gelen konuklar içeri alınır. Mehter dışarıda kalmaktadır. Mehter dışarıda çeşitli havalar çalmakta ve gençler eğlenmektedir. Bu şekilde müzikte içeri girmiş olmaktadır. Önce oyunlar oynanmakta daha sonra gelin ağlatılmak için çeşitli ilahi ve deyişler okunmaktadır. Herkes toplandıktan sonra elinde kına tepsisi olan ve genelde yakın akrabadan seçilen bir kadın önde içinde mumlar yanan kına tepsisini elinde tutarak ve gelin bu kadının arkasında salona alkışlar eşliğinde girerler. Gelin sağdıcı varsa sağdıcı ile sağdıcı yoksa bir akranı ile salonda bulunanların tümünün elini kaynanasından başlamak sureti ile öpmektedir. Gelinin el öpme işi bittikten sonra kendisi için hazırlanan köşedeki yerine oturmaktadır. Gelin başı içinde gül desenleri bulunan al bir oyalı örtü ile örtülmektedir. Gençler çeşitli oyunlar oynar. Saat ilerledikçe oyun ve eğlence havası kendini bir matem bir yas havasına bırakmaktadır. Kına yakıcı kadın kına türküleri söyleyerek kına yakma işine başlar. Yöremizde çok çeşitli kına türküleri söylenmektedir.

Kına gecesi kızın baba evindeki son gecesi olması münasebeti ile böyle hüzünlü bir hava estirilmektedir. Kına yakılması işlemi de kına türküleri eşliğinde olmaktadır.

Kına askere gidecek delikanlıya, kurbanlık koça, gelinlik kız ve oğlana yakılması da verilen manayı göstermektedir.

Gelin kınası yakılırken kına ezilmiyor, kına sürülmüyor gibi şeyler söylenmek sureti ile erkek tarafından bahşiş alınmaktadır. Kına yakılınca gelin eli al bir bezle sarılmaktadır.

Gelinlik çağı geçmiş kızlar ve yettiğince isteyen herkes kına yakmaktadır. Kınadan bir kısım oğlan yakınacağı için oğlan evine gönderilmektedir. Damadın kınasını yiğitbaşı yakmaktadır. Gelen misafirler kına bittikten sonra dağılmaktadır. Kızın yakın arkadaşları ve yakınları kızın kalan eşyalarını da sandıklara yerleştirmek için toplarlar. Kızın eşyaları toplanınca kız gitmeye hazır demektir. O akşam kızın arkadaşları kızla birlikte kalmaktadırlar. Damat ise çoğunlukla tek parmağına ve avuç içine kına yakmaktadır.

   f) Gelin Alma
Pazar günü sabah erkek evinde gelin almak için hazırlıklar yapılmaktadır. Gelen misafirler ve çevrede bulunanlar gelin almaya gitmek için toplanmaktadırlar. Günümüzde gelin alma için gelin arabası süslenir, gelin alma için gelen arabaların birer aynasına damat evi tarafından, diğer aynasına ise gelin evi tarafından havlu veya yazma bağlanarak arabanın konvoydan olduğu gösterilir. Kız evine girmeden önce bir oyunda kız evi önünde oynanmaktadır. Kız evinde oyunlar oynanırken evin büyüklerinden birkaç kişide kız evine girmek ister fakat daha önceden kilitlenen kapıyı açtırmaları gerekmektedir. Kapı açtırmak için erkek tarafının bahşiş vermesi gerekmektedir. Verilecek bahşiş uzun uzadıya pazarlıklardan sonra belirlenmektedir. Bahşiş verildikten sonra gelinin erkek kardeşi veya kardeşi yerine tanıdığı bir akrabası gelin kuşağını bağlaması gerekmektedir. Gelin kuşağı kırmızı bir şerittir ve " Evine bağlı olsun." veya buna benzer bir niyetle bağlanmaktadır.

Kapı açıldıktan sonra eşyaları yüklemeye sıra gelmiştir. Eşyalar yüklenirken özellikle çocuklar sandık, yatak gibi eşyalar üzerine oturarak erkek tarafından bahşiş almaktadırlar. Bu işlemler sürerken mehterde gelin alma havaları çalmaktadır.

Gelin konvoyu gelini ve bir kaç yakınını da alarak yola çıkar. Yolda çocuklar ip, bayrak veya odunla yol keserek bahşiş alırlar. Gelin kapıya gelince orada bulunanlar gelin arabadan inmiyor diye bağırılmaktadır. Kaynana ve kayın valide gelinin bu davranışına karşılık ona bir şey verirler veya vaat eder. Gelin salavatlar eşliğinde arabadan inmektedir. Gelin inerken damat gelinin başından madeni para ve şeker gibi şeyler atar. Gelin eve yollanınca kaynana gelin benden korksun diye çömlek kırar, dili tatlı olsun diye eşiğe yağ bal sürülmektedir. Gelin attan inince kucağına oğlan çocuğu verilirmiş. Gelin birkaç kadın tarafından alınarak gelin odasına götürülmektedir. Damat daha sonra gelerek gelinle biraz konuşur. Daha sonra damat gelini alarak orada toplanan kadınların yanına gitmektedir. Buna koltuk yapma denmektedir. Gelinle damat orada bekleyen ve gelini görmek isteyen kadınların yanına gelirler, ellerini öperler. Damat daha sonra oradan ayrılarak bir komşu evine gider. Düğün alayı gelinin eşyalarını da yanında getirmişlerdir. Gelin eşyalarının indirilmesi işlemi bittikten sonra sıra düğün yemeğine gelmiştir. Düğün yemeği komşularla yardımlaşarak hazırlanmaktadır. Düğün yemeği gelin almadan gelenlere verilmektedir. Gelin odsı hazırlanırdı. Bu arada gelin odasına gelinin çeyizi asılır ve orda sergilenirdi.

   g) Düğün Akşamı
Düğün günü akşamı eğer imam nikahı kıyılmamışsa imam ve köyün yaşlıları düğün evine gelerek imam nikahını kıyarlar. Akşam yemeği yenir. Daha sonra topluca camiye yatsı namazına gidilir. Camiye giderken ve gelirken dualar, salavatlar okunmaktadır. Camiden geldikten sonra damat orada bulunanlar ve anne babasının elini öperek gerdeğe girer. Tabii yumruklardan kurtulabilirse.

Damat yumruklardan kurtulunca odaya girer. Gelinle gelen gelin yengesi odadan ayrılır. Damat geline hoş geldin der. Gelin yüzünü açmak istemezse damat "yüz görümlüğü" adı altında hediye takar. Yüz görümlüğü kişinin ekonomik gücüne göre değişmektedir. Burada öncelikle gelin ve damat iki rekat namaz kılarlar ve dua ederler. Akşamdan odaya bırakılan yemekler yenir.

Gelin sabahleyin erkenden kalkar. Odayı terkeder. Yatağı akşamdan seren kadın adet gereği yatağı toplar ve bu arada çarşafa da bakar. Bunun nedeni köyümüz ve yöremizde bakireliğe önem verilmesindendir.   

  h) Duvak Günü
Duvak günü köydeki bayanlar düğün evine gelerek orda çeyizleri bakarlardı. Gelen bayanlara yemek verilirdi. Duvak günü kadınlar düğün evinde eğlence düzenlerdi. 
 
Yöremizde gelinle damat aile içinde yüksek sesle ve isimlerini söyleyerek konuşmamaktadır. Gelinin evin büyüklerinin yanında sesli olarak konuşmaması adetine “yaşmak tutma” adeti denmektedir.

   ı) El Öpme
Düğünden sonra kaynana gelinini yanına alarak komşuları ve akrabaları ziyarete gider. Gittikleri yere kumaş, havlu, yazma, işleme vb. hediyeler götürürler. Evde bulunan büyüklerin eli öpülür. Eli öpülenler "Allah bir yastıkta kocatsın", "Allah başaca sürdürsün" diye dua ederler.

   i) Ana-Baba Daveti
Düğün bittikten sonra haftasına gelinle damat kızın baba evine “ana-baba daveti” ne giderler. Burada da damat konuşmaz, yemez ve içmez. “Damat Küstü” derler. Kayın babası damata koç, düve veya benzeri bir hediye vererek onu konuşturur. Yemekler yenilir.

Köyümüz ve yöremizde ufak tefek farklılıklar göstermekle beraber düğün adet ve gelenekleri yukarıdaki şekilde yapılmaktaydı. Günümüzde köyümüzde geleneksel evlenme adetleri unutulmaya yüz tutmuş, birkaç saatlik salon nişanlarına ve salon düğünlerine dönüşmeye başlamıştır. Amacımız unutulmaya yüz tutmuş bu adet ve geleneklerimizi yeni yetişen nesillere aktarabilmektir. Bunu başarabildiysek ne mutlu bizlere...

  • NOT: Sayfamıza yazı eklemek için aşağıdaki "Yorum Yaz" bölümünü kullanabilirsiniz.

DİKKAT!
Çok büyük bir çaba harcayarak oluşturulan bu sayfamız ve yöresel kültürümüzü tanıtan diğer sayfalarımız kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılarak hiç bir yerde yayınlamamaz.
© Tüm Hakları Saklıdır.

Facebook'ta Paylaş

Yorumlar   

 
+1 #4 Hikmet sayar 31-10-2013 22:39
selam arkadaşlar
sanırım Sinop yada Kastamonu nun bir yerinde senenin bir günü mayıs ayı olması muhtemel evlenmek isteyenlerin buluştuğu bir festival vardı. nerde ve ne zaman olduğunu biliyorsanız beni aydınlatmanızı rica ediyorum.
Alıntı
 
 
+6 #3 m 21-08-2013 23:45
geline eziyetten başka birsey yok maşallah..mümkü nse aktarmayın adetleri..:( gelin kaynanadan korksunmuş..gel in sabah erkenden odayı terkedermiş..kı zı ağlatmaya çalışsınlar ağlamayanı ayıplasınlar..d amadın sırtına vursunlar..kadı nların yok sayıldığı adetleri mümkünse kimsekimseye aktarmasında unutulup gitsin en azından..
Alıntı
 
 
+3 #2 düğün salonu 17-03-2012 19:16
çok faydalı bir sunum olmuş emeğinize sağlık..
Alıntı
 
 
+3 #1 serdar 01-02-2012 13:42
Uzun ve güzel bir yazı.emeğinize sağlık.hepsini okuyamadım sadece beni ilgilendiren yerleri okudum.Günümüz için bir çok şeyi gereksiz buldum.Günümüzd e insanlar canını dişine takmışken sizler hala kaç kat yorgan bilmem ne peşindesiniz.bi rde sadece görücü usulünden söz edilmiş.insanla r sevdiğiyle birlikte bir hayat sürseler dahamı kötü.bir çok gereksiz şey var burda. iki kişi evlenince ortaya çıkan borçları düşünen düğünden sonra ikisi oluyor kimse gelipte vay efendim yardım edeyim demiyor ama.geçin bunları.yenileyin

----------------------------------

EDİTÖRÜN NOTU: SERDAR BEY LÜTFEN YAZININ TAMAMINI OKURMUSUNUZ. SON PARAĞRAFTA BAKIN NELER YAZIYOR "Köyümüz ve yöremizde ufak tefek farklılıklar göstermekle beraber düğün adet ve gelenekleri yukarıdaki şekilde yapılmaktaydı. Günümüzde köyümüzde geleneksel evlenme adetleri unutulmaya yüz tutmuş, birkaç saatlik salon nişanlarına ve salon düğünlerine dönüşmeye başlamıştır. Amacımız unutulmaya yüz tutmuş bu adet ve geleneklerimizi yeni yetişen nesillere aktarabilmektir . Bunu başarabildiysek ne mutlu bizlere..."
Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Facebook Sayfamız

Giriş Yap

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün374
mod_vvisit_counterDün1362
mod_vvisit_counterBu Hafta1736
mod_vvisit_counterBu Ay37874
mod_vvisit_counterToplam15984144

Şu anda 10 ziyaretçi online.
Facebook Sayfamız

Niksar Hava Durumu

Niksar  

Facebook Sayfamız