21 Eylül 2018, Cuma
   
Yazı Boyutu

Miraç Kandiliniz Mübarek Olsun

3 Mayıs 2016 Salı gününü Çarşamba gününe bağlayan gece, mukaddes bir yolculuğun ve manevi bir yükselişin ifadesi olan ve pek çok ilahi lütuf ve ihsanla dolu Miraç Kandilini idrak edeceğiz.

Recep ayının 27. gecesinin tanık olduğu bu ‘büyük buluşma’, aslında her müminin günde beş kez namaz aracılığıyla bir sırrını yaşadığı hikmetlerle dolu bir yolculuktur.

Miraç, insanın erdem yolculuğu, beşerilikten insaniliğe yükseliş hikayesidir.

Sadece Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve varlığın düzeylerinde, hakikat göğünün katmanlarında değil, insanlığın Allah’a ulaşan yolunun duraklarında da gerçekleşmiş kutlu bir yolculuktur.

Miraç, göklere olduğu kadar, insanın kendi semasına, yani kalbine ve iç dünyasına doğru da yapması gereken bir yolculuktur. Yeryüzünün iki manevi merkezinde, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa’da ve göklerde Hz. Peygamber’le gerçekleşen bu kutlu yolculuk, bugün bizim için manevi merkez olan gönül dünyamızda gerçekleşmelidir.

Sevgili Peygamberimizin Miraç’ından ilham alarak bireyin, toplumun ve topyekün insanlığın yükselişi üzerinde düşünmek zorundayız. Tarih bize milletlerin ve devletlerin sadece siyasi kudret, ekonomik güç ve teknolojik üstünlükle yükselemeyeceğini açık bir şekilde göstermiştir. Milletlerin yükselişi ancak siyaseti ahlakla, maddi gücü erdemle, teknolojik üstünlüğü ilim ve irfanla buluşturarak gerçekleşebilir. Hatta, güç ve kudret sahibi nice milletlerin ve devletlerin bu değerleri yitirdiğinde hem kendilerini hem de insanlığı aşağıların aşağısına yuvarlaması kaçınılmazdır. Bu sebepledir ki, her zaman derin üzüntülerimizi tekrarlamak zorunda kaldığımız insanlık dramlarına her geçen gün bir yenisinin eklendiğine şahit oluyoruz.

Doğulu Batılı kayda değer bütün önemli düşünürlerin insanlık açısından ‘gerileme ve bozulmanın öne çıktığı bir çağ’ olarak niteledikleri modern zamanlarda insanın yitirmiş olduğu aşkın boyutu yeniden kazanabilmesi için bir imkandır Miraç.

Miraç, Allah’ın sonsuzluğuna, büyüklüğüne ve birliğine yapılan en görkemli şahitliktir.

Miraç’ı hatırlamak ve anmak, günde beş kez kapısını çaldığımız Allah’ın sonsuz merhametine yeniden ulaşma dileğidir.

Miraç bizlere, Cenab-ı Hak’kın kullarını sevgi ve rahmet gözüyle görebilme imkanı sunar.

Bugün, dünyada, yakınımızdaki komşularımızdan başlamak üzere, savaşlar, işgaller, dünyamızı tehdit eden doğal afetler, küresel ısınma ve diğer tabii tehlikeler, insanların ve devletlerin hırs ve tutkuları yüzünden karşı karşıya kaldığımız olumsuzluklardan kurtulmak için Allah’ın sonsuz merhametinin kapısını dua ve niyazla çalmanın da seçkin bir anıdır.

Bu anın değerini iyi bilelim ve ‘duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var” ayetine sımsıkı sarılalım.

Unutmayalım, dua da bir miraçtır ve dua Allah ile kul arasında yüksek bir bağdır; insanın bu dünyadaki yalnızlığını gideren en büyük buluşmadır.

Daha güzel bir dünya, daha erdemli bir yaşam ve daha esenlikli bir hayat için dua ve ibadet etmekle yükümlüyüz.

Bu duygularla ülkemizde ve dünyada yaşayan bütün Müslümanların kutlu Miraç kandilini tebrik ediyor, bu kutlu gecede Yüce Mevla’ya açılan ellerin ve yapılan duaların, bütün İslam aleminin birlik, dirlik ve beraberliğine, insanlığın hidayetine, başta yakın çevremiz ile İsrâ ve Miraç mucizesinin cereyan ettiği kutsal topraklar olmak üzere bütün dünyada hak ihlallerinin, acı ve göz yaşının yerini kalıcı bir huzur ve barışın almasına vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Dursun Ali Erzincanlıdan Miraç Kandili

16 Haziran 2012 Necmettin NURSAÇAN Hoca dan Kandil Duası
Kanal7 Mirac Kandili özel yayını

Miraç Kandili Hakkında Bilgiler

Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.
Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:

“Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1)

Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle' anlatılır:

“O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı